Önceki resim:


Bonsai Yetiştirilmesi Hakkında





Yaşlı bir bonsai ağacı

Yaşlı bir bonsai ağacı

Resim: Yaşlı bir bonsai ağacı (Daha fazla resim için Bonsai bölümüne bakınız)
Resim Hakkında Bilgiler: İlk olarak yaklaşık binyıl önce Çin'de görülmeye başlayan Bonsai, o dönemde sadece belirli ağaçların saksılarda yetiştirilmesi gibi temel adımları içeriyor ve pun-sai adıyla biliniyordu. Bu ilk modeller, seyrek yapraklı ve pürüzlü, sıklıkla hayvanlara, ejderhalara ya da kuşlara benzeyen, çarpık gövdeli ağaçlar şeklinde sergilendi. Bunun sebebi de Çin kültürünü şekillendiren unsurlardan en önemlilerinden bazılarının efsaneler olmasıydı. Zaten bu sıra dışı yapıdaki veya hayvana benzeyen şekilli bonsailer Çin’de halen büyük takdir görmektedir. Halbuki düşününce, doğanın tasavvur edilmesi denebilecek olan Çin bonsaisi ile ateşli ejderhaların ve birbirine dolanmış yılanların hayali birbirlerine ne kadar da uzak kavramlardır.

Japonların Çin’ in birçok kültürel imgesine uyum sağlamalarını takiben Kamakura döneminde (1185-1333) Zen budizminin de vasıtasıyla Japonya Bonsai ile tanıştı ki bu tanışma bonsainin Asya kıtasındahızla yayılmasını da sağladı. Kesin tarih belli olmamakla birlikte bu dönemi anlatan Japon belgeleri kaynak alındığında bahsekonu yayılışın M.S.1195 yıllarında olması muhtemel görünmektedir. Bonsai Japonya’da yayıldıkça Çin’de ulaşamadığı bir rafine ruha kavuşmaya başladı. İlerleyen zamanlarda bu basit ağaçlar Budist rahipler ve onların manastırlarını aşıp, bir saygınlık ve onur simgesi olarak Aristokrat kesim tarafından da temsil edilmeye doğru yol aldı. Tabi bu esnada bonsainin amaçları ve felsefesinde de yıllar içinde çok fazla değişiklikler meydana geldi. Japonlar için bonsai; insanoğlu, ruh ve doğa arasındaki uyumu esas alan doğu felsefesiyle, eski güçlü inanışların kaynaşmasını simgeler.

Japonya’ da Kamakura döneminde yazılmış belgelerde; “Saksılardaki çarpık şekilli ağaçlardan zevk almak ve bunları takdir etmek, biçimsizliği sevmektir” şeklinde ifadelere rastlanmaktadır. Bu çıkarım olumlu veya olumsuz bir mana içeriyor olmasını bir yana bıraksak dahi, bizlere o dönemde bonsainin Japonyanın üst sınıfları tarafından kabul görmüş bir uygulama olduğunu anlatmaktadır. 14. asra gelindiğinde bonsai, uzun geçmişindeki kendine has uygulamalarının etkisiyle artık iyice oturmuş bir sanat formu olarak kendini göstermeyi başarmıştı.

Bonsai, önemli günlerde elit Japonlar tarafından ev içinde sergilenmeye başlandı ve özel tasarlanmış raflara yerleştirilerek, Japon yaşamının önemli bir parçası haline geldi. Şekillendirme ve budama gibi çalışmalar çok sonralar ortaya çıkmış olsalar da, bu karmaşık bitkiler bundan sonra kalıcı olarak dışarıda sergilenmediler, bu dönemde doğadan küçük bitkiler toplamaya devam ettiler. 17 ve 18. yüzyıllarda Japon sanatçılar, sanatlarının zirvesine ulaşmışlardı ve artık bu uğraşlarından dolayı çok büyük saygı görüyorlardı.

Bonsailer o dönemde günümüzdekilerden çok daha derin kaplarda yetiştirilmelerine rağmen, doğanın derinlemesine irdelenmiş ve arıtılmış hali olarak gelişimini durmadan artarak sürdürdü. Bu dönemde bonsainin yapılandırılmasındaki ana unsur; bitkinin en önemli parçaları haricindekilerin ortadan kaldırılmasıydı. Roan-ji gibi ünlü tapınaklardaki son derece basit Japon bahçelerinde de göreceğimiz üzere, herşeyin temel ögelere indirgenmesi ve kusursuz arıtımı zaten Japon felsefesinin en sembolik unsurlarından birisidir.

Bu tarihlerde bonsai Japon kamuoyunun da genel olarak ilgisini çekmeye başladı ki bu ilgi, doğadan toplanarak Japon kültür ve geleneklerine uygun şekillerde sanat formuna kavuşturulmuş ağaçlara olan talebin tam manasıyla ‘patlamasına’ yol açtı.

Zaman içinde bonsai, her biri ayrıca kendi içerisinde geniş çeşitliliğe ulaşan farklı tarzlarla karşımıza çıkmaya başladı. Bonsai sanatçıları taşlar, ilaveler, küçük bitkiler ve hatta aslen bon-kei sanatının alanına giren küçük binalar ve insanlar gibi diğer kültürel elementlerini bonsai çalışmalarında artarak kullandılar. Bu sanatçılar dahasonraları bonsai içerisindeki farklı ve deneysel bakış açılarını konusunda bize yeni ufuklar açacaklar ve sai-kei ismiyle bilinen minyatür doğa manzaralarını yeniden bonsai bakış açısıyla tanımlamaya girişeceklerdi.

Dünyanın geri kalanından uzak olarak geçirilen 230 yıldan fazla süre sonunda -19.yüzyılın ortalarında- Japonya kabuklarını kırmış, seramik saksılarda doğadaki ağabeylerini taklit eden bonsai kavramı, Japonya'ya yolu düşen seyyahlar tarafından tüm dünyaya yayılmıştı. Yüzyılın sonlarına doğru Londra, Viyana ve Paris’teki sergiler (özellikle 1900 yılındaki Paris Dünya Sergisi) dünyanın bakışlarını bonsaiye yöneltti.

Bonsaiye olan yoğun talep patlaması, gittikçe genişleyen endüstri ve doğal ortamlarında bodur kalmış ağaçların talepleri karşılayamayacağının anlaşılması, bonsai sektörünü ileride bonsaiye benzeyecek şekilde biçimlendirilmiş genç ağaçların üretimi konusunda tetikledi.

Bazı temel tarzlar kabul edildi, sanatçılar bu tarzları oluşturmak için tel ve bambu şiş kullanma yoluna gittiler. Bu da gelecekte bonsai sanatının daha da çok ilerlemesinin yolunu açtı. Sırf fidan yetiştirip, bunlara şekil vererek ihraç etme odaklı fidanlıklar kuran Japonlar, bu sanatformuna artan ilgiyi parayaçevirmesini çok çabuk öğrendiler. Artık tüm dünyadaki farklı iklim tiplerine uygun, daha derli toplu yaprak yapısına sahip ve daha uygun gelişim davranışları gösteren çok farklı bitki dünya bonsai piyasasına sürülebiliyordu. Daha sonraları da tohumdan ve çelikten ağaç elde etme yöntemi, değişik şekil verme teknikleri, değişik türdeki nispeten dayanıksız ağaçları dayanıklı kök sistemi bulunan türler üzerine aşılama teknikleri gibi yeni yöntemler geliştirildi. Böylece Bonsai, birçok farklı ülke, kültür ve durumun etkileriyle birlikte gelişerek şu an uygulandığı halini aldı.

kaynak: avrasyabonsai.com
Rating: 0.00 (0 Oy:)
Boyut: 192.8 KB
    İletişim için mail adresimiz (contact us): kaliteliresimler©hotmail.com  |  Copyright © 2008  |    Powered by 4images 1.7.6  |  Copyright © 2008 4homepages.de